6 Ocak 2014 Pazartesi

2013 Yılı Türkiye'de böyle geçti ( Basından derleme )


Türkiye’de  2013  Önemli Olaylardan başlıklar

Türkiye'de 2013 gündeminde, çözüm süreci, Gezi Parkı odaklı gelişmeler, demokratikleşme paketi ve dershaneler öne çıkan konular oldu.

OCAK -BDP heyeti, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ı, kaldığı İmralı cezaevinde ilk kez ziyaret etti. -Eğitim-Bir-Sen yurt genelinde düzenlediği ''sivil itaatsizlik'' eylemi kapsamında bazı öğretmenler serbest kıyafetleriyle derse girdi. ''Balyoz Planı'' davasına ilişkin kararını 21 Eylül 2012'de açıklayan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararının yazımını da bitirdi. -Yazar Metin Kaçan, Boğaziçi Köprüsünden atlayarak intihar etti.

-Paris'te öldürülen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez'in cenazeleri, THY'nin tarifeli seferiyle Diyarbakır'a getirildi. -Dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay (84), İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. -Mehmet Ali Birand hayatını kaybetti -Halkın Hukuk Bürosu ve Çağdaş Hukukçular Derneğine bağlı 15'i avukat 85 kişi gözaltına alındı. -Akademisyen Prof. Dr. Toktamış Ateş hayatını kaybetti.

-Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede vefat etti. -İsmet Kür, yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti. -Galatasaray Üniversitesinin Ortaköy'deki 142 yıllık tarihi binasında yangın çıktı.Yangında, çok sayıda tarihi öneme sahip eser ve kitap kül oldu.  -Pınar Selek'in ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verildi. -Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin çocukları, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İş Bankasına 1 milyar dolar talepli ihtarname çekti. -Müzisyen Ferdi Özbeğen, hayatını kaybetti. -''Ulusa Sesleniş'' konuşması, bundan böyle ''Millete Hizmet Yolunda'' adıyla yayınlanacak kararı alındı -Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, soruşturma kapsamında ifade verdi.

 

ŞUBAT -ABD'nin Ankara Büyükelçiliği canlı bombanın hedefi oldu - Otoyol ve köprü geçişlerinde kullanılan Kartlı Geçiş Sistemi (KGS) yerine Hızlı Geçiş Sistemi'ne (HGS) geçildi. -Türkiye'ye 12 Ocak'ta gelen ve 24 Ocak'ta kayıp başvurusunda bulunulan, amatör fotoğrafçı ABD'li Sarai Sierra'nın, Sarayburnu sur kalıntılarında cesedi bulundu. -Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın 22 yıl 9 aydan 49 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep edildi. -2-B arazilerinin satışına ilişkin yeni düzenleme öngören Kanun, Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.   -Türkiye'nin NATO'dan talep ettiği patriot hava savunma sisteminin bir bölümünün Gaziantep'e nakli tamamlanarak, sistem devreye girdi. -8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, babasına ait saç örneğini, Özal'ın ölümüne ilişkin soruşturma yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına tutanak karşılığı verdiğini bildirdi. -Macide Tanır, solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. -Cilvegözü Sınır Kapısı'nda bomba yüklü araç patlatıldı. Patlamada 3'ü Türk 10'u Suriyeli 13 kişi hayatını kaybetti. -Mersin'in Tarsus ilçesinde, sivil eğitim uçağının düşmesi sonucu uçak pilotu Murat Can öldü, öğrenci pilot adayı yaralandı.  -Nuri Kantar tiplemesiyle Türk halkının gönlünde taht kuran tiyatro sanatçısı Tekin Akmansoy, hayatını kaybetti. -Türkiye'nin ilk yerli araştırma gemisi TÜBİTAK Marmara Araştırma Gemisi denize indirildi.

-Türkiye'nin 270 metre yükseklikle en yüksek, dünyada üçüncü sırada yer alan Yusufeli Barajı'nın temeli atıldı. –

MART -"Müslüm Baba" diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, hayatını kaybetti. -Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Times Higher Education tarafından ilan edilen ''World Reputation Rankings 2013'' listesinde dünyanın ilk 60 üniversitesi arasına girdi. -Kanatlı Denizatı Broşu Türkiye'ye iade edildi -Eski Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Korgeneral İzzettin İyigün tutuklandı. -Almanya'da Stuttgart yakınlarında bulunan Backnang kentindeki bir apartmanda sabaha karşı çıkan yangında 8 Türk vatandaşı yaşamını yitirdi.  -Tiyatro ve sinema sanatçısı Metin Serezli, 79 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti. -PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın ''Silah meselesini de hızla ve zaman kaybetmeden bir tek can dahi yitirilmeden çözmek istiyorum. Bütün bunların pratikleşmesi için yüce bir iradeyi temsil eden parlamentonun ve siyasi partilerin sunacağı desteği çok değerli buluyorum' dedi. -AK Parti Genel Merkezine ve Adalet Bakanlığı binasına akşam saatlerinde silahlı saldırı düzenlendi. -CHP'den istifa eden Adıyaman milletvekili Salih Fırat, AK Parti'ye katıldı. -Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın mesajı Türkçe ve Kürtçe okundu. Mesajda, terör örgütü PKK üyelerinin ülkeyi terk etmesi çağrısında bulunuldu.  -İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la yaptığı telefon görüşmesinde Mavi Marmara baskını sebebiyle Türk halkından özür diledi. -Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Gökçeada'da Rum azınlık okulunun açılması talebinin onaylandığını bildirdi. -İş adamı Cem Uzan'a ''nitelikli zimmet'' suçundan 18 yıl 5 ay 20 gün hapis ve 4 milyar 404 milyon 721 bin lira adli para cezası verildi  -''Ergenekon'' ve ''Zirve Yayınevi'' davalarının tutuklu sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında Ankara'da ifade verdi.

NİSAN -Ağustos 2011'de dünyada ilk kadavradan rahim nakli yapılan Derya Sert'e embriyo transfer işlemleri başlatıldı. -Başbakanlık, "çözüm süreci"nde aktif rol üstlenecek 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'ni belirledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Akil İnsanlar Heyeti ile Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisinde bir araya geldi. - "Ergenekon" davasının Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları yerleşkesindeki 282. duruşmasında olaylar çıktı. -Prof. Dr. İhsan Tarakçıoğlu, vefat etti.   -İsrail'in Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür dilemesinin ardından, tazminat konusunda görüşmelerde bulunmak üzere İsrail'den bir heyet Ankara'ya geldi. -Eski İçişleri bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik hükümlerinden yararlandırılarak 1 yıl 4 gündür bulunduğu Aydın Yenipazar Cezaevinden tahliye edildi.

MAYIS -1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününde İstanbul savaş alanına döndü. - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 96 yasal düzenlemedeki "özürlü", "sakat" ve "çürük" gibi ibarelerin "engelli" olarak değiştirilmesini düzenleyen kanunu onayladı. - 5'inci Ana Jet Üs Komutanlığına ait F-16/C uçağı, Amanos dağları bölgesinde düştü, pilot üsteğmen Hamza Gümüşsoy şehit oldu. - Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Hrant Dink cinayeti davasında, sanıkların "silahlı terör örgütü" değil "suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüt" üyesi olduklarına karar verdi. - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD'yi ziyaret etti.  -Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde belediye ve postane binası önünde bomba yüklü iki araç, 5 dakika arayla patlatıldı. Patlamada 52 kişi hayatını kaybetti, 53 kişi yaralandı. 452 iş yeri, 62 araç, 11 kamu binası ve 293 konutta hasar oluştu. -Hatay'ın Altınözü ilçesinin Tanışma köyünde, düzenlenen operasyonda kaçak akaryakıt deposunun ateşe verilmesi sonucu 10 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı. -Ürgüp'e bağlı Ortahisar beldesi yakınlarında, turistleri taşıyan bir sıcak hava balonunun düşmesi sonucu 3 kişi öldü, 22 kişi yaralandı. -Eski Olağanüstü Hal (OHAL) Bölge ve İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Sarıyer'deki evinde ölü bulundu. - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ""Biz Türkiye'de alkolü yasaklamıyoruz. Anayasa'nın 58'inci maddesinin gereğini yapıyoruz." dedi. 

- İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Taksim'de yayalaştırma çalışmaları kapsamında ağaçları sökmesi üzerine başlatılan eylem, ülke gündemini uzun süre işgal edecek olayların başlamasına neden oldu. -Sayıları artan protestocular ile yıkıma devam etmek isteyen belediye ekibi arasında tartışmalar yaşandı. BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in de destek verdiği grup, yıkım çalışmalarını durdurdu. -Polis ekipleri, sabah parkta kalanların çadırlarına tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etti. Çadırlar kaldırıldı ve yıkım ekibi çalışmalarına tekrar başladı. -Çevik kuvvet ekipleri, TOMA araçlarıyla Taksim Gezi Parkı'na girerek 3 gündür eylem yapan göstericilere müdahale etti. Slogan atarak direnen göstericilere polis biber gazı sıktı ve çadırları alandan toplayarak uzaklaştırdı. -Gezi Parkı'ndaki polis müdahalesi nedeniyle Türkiye'nin birçok ilinde sabah saatlerine kadar süren Taksim'e destek protestoları düzenlendi.

TARİHİ  2013  HAZİRAN AYI   -Gezi Parkı'ndaki polis müdahalesi nedeniyle 31 Mayıs gecesi birçok şehirde düzenlenen Taksim'e destek protestoları, haziran ayının ilk günü de devam etti. Göstericilerin bir kısmı kitap okuyup, türkü söyledi, halay çekti. Polise taş ve sopalarla saldıran ve molotof kokteyli atan protestocuları, Toplumsal Olaylara Müdahale Araçları'yla (TOMA) kontrol altına almaya çalışan çevik kuvvet polisleri, sık sık biber gazı ve tazyikli suyla müdahalede bulundu. Gösterilerde banka, iş yerleriyle kamu malları tahrip edildi, araçlar yakıldı ve bazı caddelerde barikatlar kuruldu. Bazı vatandaşlar da tencere tava çalarak protestoculara destek verdi. Polis müdahalesi sırasında çok sayıda vatandaş yaralandı. -Ankara'daki olaylarda 1 Haziran'da başına kurşun isabet etmesi nedeniyle yaralanan ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yoğun bakımda tutulan kaynak işçisi Ethem Sarısülük (27) hayatını kaybetti. Sarüsülük'ün Kızılay'daki olaylar sırasında bir polisin açtığı ateş sonucu kafasına kurşun isabet etmesi nedeniyle hayatını kaybettiğine ilişkin görüntüler ortaya çıktı.

 

-Türkiye'nin çeşitli illerinde gösteriler devam ederken İstanbul'dan ilk ölüm haberi geldi. İstanbul Ataşehir'de bir otomobilin protestocuların bulunduğu alana girmesi sonucu 20 yaşındaki Mehmet Ayvalıtaş aracın altında kalarak yaşamını yitirdi. - Eskişehir'de de protesto sırasında sıkılan gazdan kaçan 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü 1'inci sınıf öğrencisi Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Burada, kesinleşmiş olarak bir AVM projesi de yok. Belki biz buraya bir şehir müzesi yapacağız, burada farklı etkinlikleri ortaya koyabilecek bir mimari eser ortaya koyacağız" dedi. Erdoğan, "Biz birkaç tane çapulcunun o meydana gelip, insanımızı, halkımızı yanlış bilgilendirmek suretiyle tahrik etmesine, pabuç bırakmayız" diye konuştu.

-Olaylarda polisin tazyikli, biber gazlı su ve gaz fişekleriyle müdahale ettiği göstericiler, zaman zaman taş ve sopalarla güvenlik güçlerine saldırdı. Olaylarda çok sayıda gösterici yaralandı, göz altına alındı. İstanbul'daki olaylarda yaralanan bir grup eylemciye Bezmi Alem Valide Sultan Camisi'nde bulunan gönüllü doktor ve hemşirelerce müdahale edildi. - Türkiye genelinde devam eden gösterilerde ikinci ölüm ise Hatay'da yaşandı. Hatay'daki protestolar sırasında da 22 yaşındaki Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, olayları değerlendirirken, "Şu anda evlerinde bizim zorla tuttuğumuz bu ülkenin en az yüzde 50'si var" dedi.  -Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yaptığı açıklamada, "İyi niyetli olarak verilen mesajların hepsi alınmıştır" mesajı verdi. -Arınç'tan Başbakan Vekili olarak "özür" geldi. -İllerdeki protesto gösterileri devam etti. Gösterilerde görev alan bazı polislerin, kask numaralarının bantlarla gizlendiği görüldü. - KESK, DİSK, TTB ile TMMOB'un ortak kararla aldığı iş bırakma eylemi yapıldı.

Protesto gösterileri sırasında eylemciler, Miraç Kandili dolayısıyla lokma ve kandil simiti dağıttı. Bazı illerde protestocuların dağılmamaları üzerine polis biber gazı ve tazyikli suyla müdahalede bulundu. -Adana'da göstericilere müdahale ederken 5 metre yüksekliğindeki inşaatı devam eden alt geçide düşerek ağır yaralanan komiser Mustafa Sarı, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. -Başbakan Erdoğan, "Çevre hassasiyeti olan kardeşlerime sesleniyorum; çevrecilikte ortaklık yapacaksanız, gelin Başbakanınızla yapın. Çevreciliğin ne olduğunu bilirim" dedi. Erdoğan, yabancı medyanın Türkiye'de yaşananları ele alma tarzının "Türkiye'nin güçlenmesinden rahatsız olanların, Türkiye'deki faiz lobisinin, iktidara yönelik attığı adım" olarak açıkladı.  -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17. Akdeniz Oyunları Tesisleri açılışında, "Biz o birkaç çapulcunun yaptıklarını yapmayız. Onlar yakarlar, onlar yıkarlar çapulcunun tanımı budur zaten. Onlar kamunun mallarını yakıp yıkarlar. Sivil vatandaşın, esnafın dükkanlarını tarumar ederler." dedi.

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Niğde'deki Aziz İoannis Kilisesi'nde Arjantin ve Yunanistan'dan da katılanların olduğu, 3 saat süren pazar ayinini yönetti. -Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, alkolle ilgili düzenlemeleri de içeren 6487 sayılı "Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"u onayladı. Kanun'a göre, alkollü içkiler, 22.00 ile 06.00 saatleri arasında perakende satılamayacak, alkollü içkilerin reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımı yapılamayacak. - Yargıtay 10. Ceza Dairesi, şarkıcı Deniz Seki'ye ''uyuşturucu ticareti yapmak'' suçundan verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasını bozdu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili oluşturulan bir grubu AK Parti Genel Merkezi'nde kabul etti. Başbakan Erdoğan, daha sonra bazı sanatçılarla da görüştü.

İzmir'de düzenlenen eylemlerde, genç bir kızın saçından çektikleri, çevresindekilere de copla müdahale ettikleri anın görüntüleri televizyonda yayınlanan çevik kuvvet şubesinde görevli 3 polis memuru, İçişleri Bakanlığı müfettişlerince başlatılan incelemenin ardından açığa alındı. -Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ardahan ziyaretinde, kuralsız gösterilerin bitmesini ve herkesin işine gücüne dönmesini istedi. -Taksim Gezi Parkı polisin müdahalesiyle boşaltıldı. Polis, Gezi Parkı'nın boşaltılması uyarısına eylemcilerin sloganlarla karşılık vermesinin ardından, parka müdahale etti. Polis önce Taksim Meydanı'ndaki kalabalığı dağıttı, sonra TOMA'larla Gezi Parkı'na girdi. Polisin biber gazlı ve tazyikli suyla müdahalesi sırasında bazı eylemciler Tarlabaşı ve İstiklal Caddesi yönüne kaçtı. İstanbul Valiliği, müdahale sonrası çıkan olaylarda 2 güvenlik personeli ile 44 kişinin yaralandığını açıkladı. Parka müdahalenin ardından illerde protesto gösterileri tekrar başladı.

-Ankara'da polis kurşunuyla hayatını kaybeden Ethem Sarısülük'ün öldüğü yerde tören yapılması için toplanan kalabalığa polis müdahale etti. Sarısülük'ün cenazesi, cemevinde düzenlenen törenin ardından memleketi Çorum'a gönderildi. -Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındaki Berkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. -Taksim Atatürk Kültür Merkezi önünde, Gezi Parkı protestocularına polisin müdahalesini protesto için konuşmadan ayakta durma eylemi başlatan “ Duran Adam “  Erdem Gündüz isimli kişinin eylemi kısa sürede tüm yurda yayıldı. Çeşitli merkezlerde vatandaşlar durma eylemi başlattı. Eylemcilerden bazılarının yaya ve trafik akışını engellediği gerekçesiyle polis duranlara da müdahale ederek gözaltına aldı. Bazı avukatlar da Taksim Gezi Parkı'na ilişkin yaşanan olayları protesto etmek için İstanbul Adliyesinde "duran adam" eylemi gerçekleştirdi.

-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bundan böyle bütün projeleri önceden halka paylaşılacaklarını ve halkın görüşlerini alacaklarını açıkladı. -Başbakan Erdoğan, Samsun'daki Milli İradeye Saygı Mitingi'nde de "İçişleri Bakanıma, '24 saat içinde AKM'yi temizleyeceksiniz' dedim. 'Meydanı temizleyeceksiniz ve anıtı temizleyeceksiniz, arkasından da Gezi Parkı'nı temizleyeceksiniz' dedim. Polise talimatı ben verdim" dedi. -Ankara'daki Gezi Parkı eylemlerinde, Ethem Sarısülük'ün ölümüne neden olduğu iddiasıyla yargılanan polis memuru A.Ş. tutuklama talebiyle sevk edildiği mahkemece serbest bırakıldı. -Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki bombalı saldırıların faillerinden olduğu değerlendirilen D.Ö. güvenlik birimlerine teslim oldu.

 

- Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede 1 kişi öldü, 9 kişi yaralandı. - Türk öğrenci Elif Bilgin, "Muz kabuklarının biyoplastik üretiminde kullanılması" fikrine dayanan çalışmasıyla Google Bilim Fuarı'nda birçok yarışmacı arasından seçilerek 15 Global Finalist'ten biri olmaya hak kazandı. -"Balyoz Planı" davası kapsamında Hasdal Cezaevinde tutuklu bulunan 36 subay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının cezaların onanması yönündeki tebliğnamesini protesto için 3 günlük açlık grevine başladı.

TEMMUZ -Gezi Parkı'na Topçu Kışlası yapılmasına yargıdan ikinci ret geldi. -Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Seviye Belirleme Sınavı'nın (SBS) kalkacağını, dershanelerin kapatılacağını açıkladı. -Taksim Gezi Parkı, 23 gün sonra halka açılmasının ardından sadece 3 saat geçtikten sonra tekrar kapatıldı. -Tokat'ta 4 yıl önce teröristlerin saldırısı sonucu şehit düşen 7 askerin görevli olduğu Sazak Jandarma Karakolunun da aralarında bulunduğu 13 jandarma karakolu kapatıldı. -AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı iftar programında yaptığı konuşmada, "Eğer Alevilik Hz. Ali'yi sevmek ise ben dört dörtlük bir Aleviyim." Dedi

-Türkiye'nin 5. yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesinde yapıldı. -İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Gezi Parkı olaylarına ilişkin 20 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, bayrak satıcısı Ali Sarıçiçek'in 7 yıla kadar, aralarında İtalyan uyruklu fotoğrafçı Mattia Cacciatori'nin de bulunduğu 19 şüphelinin de 1 yıl ile 17 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması talep edildi. -İstanbul 6. İdare Mahkemesinin, Taksim Gezi Parkı'na Topçu Kışlası yapılmasına ilişkin davada verdiği yürütmeyi durdurma kararı, Kültür ve Turizm Bakanlığının itirazı üzerine Bölge İdare Mahkemesince oybirliği ile kaldırıldı. -Kadınların mesai saatlerine yeni düzenleme getirildi. Düzenlemeye göre, 18 yaşını doldurmuş kadın çalışanlar, her ne şekilde olursa olsun gece postasında 7,5 saatten fazla çalıştırılamayacak.

-Şanlıurfa'nın Suriye sınırındaki Ceylanpınar ilçesinde, nereden atıldığı belli olmayan merminin başına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan ve ambulans uçakla Ankara'ya getirilen Mehmet Gündüz, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Oscarlı Hollywod ünlülerinin Gezi Parkı olaylarıyla ilgili The Times gazetesine verdikleri ilanı eleştirdi. Erdoğan, "Bunlar düşüncelerini, fikirlerini kiraya vermiş tipler. Bunlar gerçekten demokrasiye inanmış tipler olsa, bu ülkede yüzde 50 oyla iktidar olmuş bir partinin liderine diktatör deme ahlaktan yoksunluğunu gösteremezlerdi. Bu danışmanımın da ifade ettiği şekliyle dört dörtlük bir densizliktir" dedi. -Somali'nin başkenti Mogadişu'da Türk Büyükelçiliğinin ek binasına düzenlenen bombalı saldırıda Amasya Emniyet Müdürlüğünde görevli özel harekat polisi Sinan Yılmaz şehit oldu, 3 polis memuru yaralandı.

 

-Askeri darbelere zemin hazırladığı iddia edilen Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesindeki değişikliğin de yer aldığı "Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. -  . -Adalet Bakanlığına atılan bombanın faili olduğu tespit edilen Hasan Biber isimli DHKP/C terör örgütü mensubu yakalandı.

AĞUSTOS -Ege Denizi'nde kaçakları taşıyan teknenin batması sonucu 24 kişi yaşamını yitirdi.  -İmralı Cezaevinde hükümlü bulunan terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlarının, müvekkillerinin "yeniden yargılanması" ve "cezasının infazının durdurulması" talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince reddedildi. -Ergenekon davasında karar açıklandı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi içerisinde oluşturulan salonda görülen 321. duruşmada, 6 yıl 2 ay süren Ergenekon Davası'nda karar çıktı.

-Emekli Büyükelçi İnal Batu (77) vefat etti. -Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Yılmaz, öğretim üyesi almak için ulusal bir gazeteye verilen ilanla ilgili iddialar üzerine istifa etti. -Çamlıca Tepesi'ne inşa edilecek caminin temeli, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın da katılımıyla atıldı. -Ergenekon davasında 12 yıl 6 ay hapis cezası alan ve tahliye edilen CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret etti. -Yurt genelinde sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlar, Mısır'da darbe karşıtlarına yönelik katliamı protesto etti.

-Trabzon'un Maçka ilçesindeki tarihi Sümela Manastırında 88 yıl aradan sonra bir günlüğüne ayin düzenlendi. -Dünyanın en yaşlı insanları arasında yer alan 1889 doğumlu Mehmet Tatar, Kahramanmaraş'ta hayatını kaybetti. -Gezi Parkı olayları sırasında Taksim'de izinsiz gösteri yapan gruptakilere palayla saldıran Sabri Çelebi, Türkiye'ye dönüşünün ardından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemler sonrası adliyeye sevk edilen Çelebi tutuksuz yangılanmak üzere serbest bırakıldı.

-Türkiye'nin 5. yüz nakli yapıldı. Antalya'da beyin ölümü gerçekleşen Muhittin Turan'ın yüzü 8 saat süren operasyonla alınarak Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından gerçekleştirilen ameliyatla 54 yaşındaki Salih Üslün'e nakledildi. -İçişleri Bakanlığı, üniversitelerin açılmasının ardından meydana gelebilecek olaylara ilişkin yerleşkelerde ve yurtlarda güvenlik tedbirlerinin artılması amacıyla genelge yayımladı. – 30 Ağustos Zafer Bayramı Resepsiyonu'na ilk kez Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ev sahipliği yaptı.

EYLÜL -Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu istifa etti. -Hatay'ın Altınözü ilçesine bağlı Hacıpaşa beldesinin karşısında sınırın Suriye tarafında, toplanan hurda parçalarının arasındaki mühimmat patlaması sonucu 1'i Türk 6 kişi hayatını kaybetti. -Bingöl'de 16 yaşındaki E.A'ya yönelik "cinsel istismar ve hürriyetinden yoksun kılma" iddiasıyla haklarında dava açılan ve uzman çavuş iken görevlerinden uzaklaştırılan 1'i tutuklu 8 sanığın yargılanmasına başlandı. E.A'nın yaşının küçük olması nedeniyle gizlilik kararı alınan duruşmada, tutuklu sanık M.T tahliye edildi. -Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Türkiye'nin Oscar'a "Kelebeğin Rüyası" filmi ile katılacağını açıkladı.

-Ortaöğretime geçiş sistemi güncellendi. -Anadolu'nun çeşitli bölgelerindeki 100'e yakın yazıtta yapılan incelemelerde Türklerin 1071 yılından yaklaşık 500 yıl önce Anadolu'ya giriş yaptıkları belirlendi. -Yazar Yaşar Kemal'e, Ermenistan Kültür Bakanlığı tarafından "Krikor Naregatsi" nişanı verildi. -2020 Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları için İstanbul 2020 Adaylık Komitesi, Uluslararası Olimpiyat Komitesi Genel Kurulunda sunum yaptı.

-Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ODTÜ arazisinden geçecek yolla ilgili protestolara katılarak belediye ekiplerinin çalışmalarını engelledikleri gerekçesiyle CHP milletvekilleri Aylin Nazlıaka, İlhan Cihaner ve Hüseyin Aygün ile ilgili savcılığa başvuruda bulunduklarını açıkladı. -Alkollü içkilerin 22.00-06.00 saatleri arasında perakende satışının yapılamayacağına ilişkin düzenleme yürürlüğe girdi.

Nevşehir'in Göreme beldesinde bıçaklı saldırıya uğrayan 2 Japon kadın turistten biri öldü, diğeri yaralandı. Olayla ilgili bir kişi tutuklandı. -Hatay'ın Armutlu Mahallesi'nde düzenlenen protestolara katılan Ahmet Atakan (22), bir binanın çatısından düşerek (!) hayatını kaybetti. -Ergenekon davasının karar duruşmasında hakkında yakalama kararı çıkarılan emekli Orgeneral Şener Eruygur, evinden doktor ve ambulans eşliğinde, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayına gitti. -Oyuncu Mehmet Ali Alabora hakkında, Gezi Parkı olayları sırasında attığı bir twettte ''Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı? Hadi gel'' mesajı nedeniyle, "suç işlemeye alenen tahrik etme" suçundan başlatılan iki ayrı soruşturmada da takipsizlik kararı verildi.

-Taksim Yayalaştırma projesi kapsamındaki Tarlabaşı Bulvarı ile Cumhuriyet Bulvarını birbirine bağlayan tüneller trafiğe açıldı. -Yurt Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. -Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, "ODTÜ içinde bir yol açacağız. ODTÜ rektörünü davet ettim, 'sen talepte bulun' dedim. Kendisi talep ettiği halde ODTÜ yine eylem yapıyor" dedi. -Orta Doğu Teknik Üniversitesinden yapılan açıklamada, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın açıklamasına verilen yanıtta, "Sayın Bakanla konuşulan yol, Anadolu Bulvarı'nın devamı olan ve ODTÜ'nün sınır bölgesinden kuzey-güney doğrultusunda geçen yol değil, Eskişehir Yolu'na paralel olarak doğu-batı yönünde ODTÜ'nün içinden geçmesi istenen bir başka yoldur" denildi.

-Çanakkale'nin Gökçeada ilçesinde 1951'de kurulan ve 1964'te kurucusunun isteğiyle kapatılan Özel Gökçeada Rum İlkokulunda, yarım asır sonra yeniden ders zili çaldı. -Suriye'ye yönelik angajman kuralları uygulandı. Sınır ihlali yapan M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. -Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davada verilen kararın Yargıtay tarafından kısmen bozulmasının ardından, 18 sanığın yeniden yargılanmasına başlandı. Yargılamada, sanıklardan Erhan Tuncel hakkında yakalama kararı çıkarıldı. -Emniyet Genel Müdürlüğünün Dikmen'deki polisevine, roketli saldırı düzenlendi, binada hasar meydana geldi -Eskişehir'deki Gezi Parkı odaklı eylemlerde darbedilen ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianame 2'nci Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. -Türk Kültür hayatının önemli isimlerinden Dr. Fatma Müjgan Cunbur,hayatını kaybetti. -Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. -"Şu Çılgın Türkler" kitabının da yazarı Turgut Özakman hayatını kaybetti.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratikleşme paketini Başbakanlık Yeni Binada düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Demokratikleşme paketinde siyasi partilere devlet yardımının kapsamının genişletilmesi, nefret suçu ve ayrımcılıkla etkin mücadele, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünün açılması gibi önemli düzenlemeler yer aldı. -Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin (ODTÜ) yerleşkesine yapılacak yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki tünel planını onayladı

EKİM –Anayasa Mahkemesi, sezaryene tıbbi zorunluluk halinde izin veren kanun hükmünün iptal istemini reddetti. -Mardin'in Nusaybin ilçesinde Türkiye-Suriye sınırını muhafaza etmek, sınır güvenliğini artırmak ve kaçakçılığı önlemek amacıyla istinat duvarı örülmeye başlandı. -Sapanca Gölü'nde dalgıç ekibi tarafından 8 metre derinliğe yapılan dalışta 1972 yılında düştüğü belirtilen keşif uçağının enkazına ulaşıldı.

-Kamuda başörtüsü serbest oldu, öğrenci andı kalktı. -Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "Yeni açılacak dershanelere ruhsat verilmeyeceğini, özel okula dönüşenlere devletin burslu öğrenci göndereceğini" açıkladı. -Başkentte ODTÜ arazisinden geçecek yolu protesto eden gruba güvenlik güçlerince tazyikli su ve biber gazıyla müdahalede bulunuldu. -Cumhuriyet gazetesi yazarı, yüksek mimar Oktay Ekinci (61), beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü Alman Hastanesinde hayatını kaybetti. -Askerlik süresi kısaldı. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası, askerlik süresinin 1 Ocak 2014'ten itibaren geçerli olmak üzere, silah altındaki yükümlüleri de kapsayacak şekilde, erbaş ve erler için 15 aydan 12 aya indirilmesinin kararlaştırıldığını bildirdi.

TBMM'de başörtülü milletvekiline "yeşil ışık" yakıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Herhangi bir içtüzük değişikliğine gerek yok. Şartlar buna müsaittir ve başörtülü olarak milletin seçtiği vekiller parlamentoda görev ifa edebilirler. AK Parti olarak da bu konuda tavrımız çok açıktır, nettir. Başından beri destekliyoruz, desteklemeye de devam edeceğiz" dedi.   -Tiyatro ve sinema sanatçısı Tomris Oğuzalp, 80 yaşında İstanbul'da vefat etti. -Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, müzik alanında Ahmet Kaya'ya verildi. -Asya ile Avrupa arasında, denizin altından kesintisiz demiryolu ulaşımını sağlayacak, dünyanın alanındaki önemli projelerinden Marmaray törenle açıldı. -6 yıl önce üniversite sınavına girmek için geldikleri Tekirdağ'da kaybolan Meral Yapıcı (19) ve Nefise Kıran'a (17) ait olduğu ileri sürülen kemik parçaları genç kızlardan birinin dedesine ait bağ evinin önündeki iskelede gömülü bulundu.

-Türkiye'yi Eurovision'da Kürtçe şarkıyla temsil etmek isteyen Diyarbakır Kültür Turizm ve Musiki Derneği, TRT Genel Müdürlüğüne başvurdu. -Sarıgül'e CHP'den yeşil ışık yakıldı. CHP Genel Yardımcısı Adnan Keskin Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ü ziyaret etti. -Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de, "Rabbim, izin verirse, Adnan Keskin başkanımızla birlikte, Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanımızla birlikte yurttaşlarımızın yüzde yüzünü kucaklayacağız" diye konuştu.

KASIM -AK Parti Konya Milletvekili Gülay Samancı, Kahramanmaraş Milletvekili Sevde Beyazıt Kaçar, Denizli Milletvekili Nurcan Dalbudak ve Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, TBMM Genel Kurulu çalışmalarına başörtülü olarak katılması ülkede yankı buldu.

-Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde bir çobana saldıran leopar, boğuşma esnasında başka bir çoban tarafından av tüfeğiyle öldürüldü. Leopardan alınan gen ve doku örnekleri incelenmek üzere TÜBİTAK'a gönderildi.

Kızlı erkekli  evlere müdahale olayı : -Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, AK Parti'nin Kızılcahamam kampının basına kapalı bölümünde Başbakan Erdoğan'ın öğrencilerin kaldığı evlerle ilgili söylediği ileri sürülen sözleri değerlendirdi. Arınç, ''Gazetelere yansıdığı şekliyle özel evlerde kalan öğrencilerin şu veya bu şekilde denetlenecekleri veya baskınlar yapılacağı şeklindeki yazılar gerçeği hiçbir şekilde yansıtmamaktadır. Düpedüz asparagas bir haberdir. Bizim böyle bir yetkimiz yok, böyle bir düşüncemiz de yok. Sayın Başbakan'ın buna benzer bir ifadesi de kesinlikle söz konusu değil'' dedi. -Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan da Twitter'dan, "Kız ve erkeklerin aynı evde kalmasına yönelik bir denetim söz konusu değil. Evleri nasıl kontrol edeceksin, yok böyle bir şey" açıklaması yaptı. -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Eğer bir yasal düzenleme olması gerekiyorsa biz, bu konuyla ilgili yasal düzenlemeyi de yaparız. Şu anda valiliklerin bu konuda inisiyatifleri varsa bu inisiyatifleri de kullanması gerekir. Çünkü bunun bedeli yarın çok farklı bir şekilde karşımıza gelebilir" dedi.

-Gırtlak kanseriyle mücadele eden usta gazeteci Savaş Ay (59) tedavi gördüğü hastanede vefat etti. -Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ile Atatürk'ü anma töreni sırasında kendisini protesto eden vatandaşa hakaret etti. -Anıtkabir'de ziyaretçi rekoru kırıldı, 1 milyon 89 bin 615 kişi Büyük Önder'in kabrini ziyaret etti.

-Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan taslakta özel okula dönüşmeyen dershanelere ciddi cezalar getirilmesinin öngörüldüğü ileri sürüldü. Başbakan Erdoğan'ın davetiyle Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ve Kürt sanatçı Şivan Perwer Habur Sınır Kapısı üzerinden Türkiye'ye giriş yaptı. - Tiyatro sanatçısı Nejat Uygur (86), bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

TÜBİTAK, Diyarbakır'da çobanlar tarafından öldürülen leoparın DNA araştırmalarına göre İran Parsı alt türüne ait olduğunu açıkladı. -Başbakan Erdoğan, dershanelerin özel okula dönüştürme çalışmasıyla ilgili, "Geri dönmemiz diye bir şey burada asla sözkonusu değil. Gelinen noktada dershane anlayışının, düşüncesinin yürümesi mümkün değil" dedi. -Tiyatro sanatçısı Tuncay Özinel (71), vefat etti. - Merkez üssü Bolu'nun Ulumescit köyü yakınları olan 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

ARALIK -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Neçirvan Barzani'yi kabul etti. -Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Gülen'i bitirme kararı 2004'te MGK'da alındı" başlığıyla bir gazetede yer verilen habere ilişkin, "2004'ü bırakın, biz 2002 sonunda AK Parti olarak iktidara geldik. 11'inci yılımıza girdik. 11 yılda bu MGK'da kabul edildiği varsayılan konuların hiçbiri gerçekleşmediği gibi bunun tam aksine dindarları, dini toplulukları, bireysel olarak insanları rahatsız edecek, onları takip altına alacak, onlarla ilgili olumsuz birtakım çalışmalar yapacak hiçbir şey yapmadık'' dedi.

-Başbakanlık, Milli Güvenlik Kurulu ve Milli İstihbarat Teşkilatı, Taraf gazetesi ve Mehmet Baransu hakkında ayrı ayrı suç duyurusunda bulundu, suç duyurularında, "hukuka aykırı fiil isnat etmek suretiyle iftira suçunun işlendiği" vurgulandı. -CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, tahliye talebinde bulundu. Balbay'ın avukatları, dilekçeyi İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kalemine sundu.

17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu :  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 3 ayrı soruşturmada, aralarında iş adamları, bürokrat ve memurların da bulunduğu çok sayıda kişiye yönelik "kara para aklama", "altın kaçakçılığı" ve "kamu görevlilerine rüşvet" iddiasıyla operasyon düzenlendi. -Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, düzenlediği basın toplantısında "Hükümetimizin, yolsuzluk söz konusu olan bir yerde, yolsuzluktan yana tavır almasını hiç kimse beklemesin" dedi.

-Emniyette görev değişikliklerine gidildi. -İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, merkeze alındı. Çapkın, "Nasıl geldiysem öyle gidiyorum. Hayırlısı olsun. Merkez Valiliğine gidiyorum" dedi. -İstanbul merkezli operasyon kapsamında savcılık işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen 7 kişi tutuklandı. Mahkeme, gözaltında tutulan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in kardeşi Sebahattin Demir, Kader Demir, Mustafa Bayhan, Yene Çavdar, Selim Velioğlu, Ümit İsa Döğer ve İmren Özbey'in, "rüşvet için anlaşmak suretiyle rüşvet almak ve vermek" suçlarından, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların tespit edilmesi nedeniyle tutuklanmasına karar verdi.

 

Kaynak : Gazete ve internet sitelerinin derlemelerinden alınmıştır .

11 Aralık 2013 Çarşamba

Bir Kitap : Yokuş Yukarı (Rıfat Ilgaz'dan anılar )

Üstad çok sevdiim iki üstadı satır aralarında samimiyetle anlatmış. Birisi Sait Faik diğeri  Orhan Veli ve daha niceleri .  Kitabı okumanızı dilerim ...

Benim alıntılarım...


SAIT FAIK ile ilgili
R.I: Nasılsın , nerelerdesin , ne iştesin?
S.F: Babama yardım ediyorum
R.I:Baban ne iş tutuyor ?

S.F: Boşta geziyor

“... Sait öyle kolay anlaşılır kişilerden, kolay kırılır cevizlerden değildi .Birine sigara bile vermekten kaçındığı nekadar doğruysa,  birinin rakısını , sigarasını içmek istemediği de o kadar gerçekti. Bir arkadaşı şakaya getirip de çay , kahve ısmarlamasını istedi mi: “ Hastit ulan “ derdi. “ Başka bulamadın mı, bu memlekette ! “
Çabul alınır , çabuk kızardı . Kızınca da dudakları titremeye başlardı . Karacigerinin pürüzlülüğü , kızartı halinde hemen yüzüne vurur , ya da tersi olurdu .

Neden sonra anlamıştım, annesinden çok, hem de pek çok çekindiğini , çekinip utandığı içinde para isteyemediğini ... Bu duruma düşmemek içinde elini sıkı tutmak zorunda olduğunu .
...

İçincede sevgilileri gelirdi aklına . Benimle kızlardan konuşmak çok hoşuna giderdi . Üniversiteye giden , uzun saçlı topaç gibi bir sevgilisi vardı . Arnavutköy dolaylarında otururdu. Böyle saatlerde ne suratsızlığı kalırdı , ne pintiliği ne de öfkesi ... Ortaokul öğrencisinden ayrıcalığı kalmazdı . Sonra birden içlenir , daha da çocuklaşırdı .
Severdi annesini ... İşsiz adam , para kazanmayan adam durumuna düşmesi , annesince böyler nitelenmesi üzerdi onu çoğu zaman

“ Yahu , şu kadar kitabım var , hergün okuyup yazarım . İşsiz adam sayılır mıyım ben !”
...

Fuzuli’den bir alnıtı  ile Rıfat Ilgaz o günlerdeki durumlarına da bir dip not düşüyor
“ Fakir  padişah asa, geda-yı muhteşemem “
Yani “ Padişah kadar fakir , görkemli bir dilenciyim  ! “

ORHAN VELİ ile ilgili

Orhan Veli ile İstanbul Küllük’te tanışabilmiştik...
İkinci Dünya Savaşı süresinde Orhan Veli ile çok karşılaştığım halde nedense kaynaşamıyorduk bir türlü .Mutlaka toplumcu şairlere takılacak, bizden de alacaktı gereken yanıtını ...

Dostluğumuz Hiroşima’ ya bomba düşer düşmez başladı nedense , 19452in 6 Ağustos’unu birlikte geçirdik . Bir dostluk havası içinde içtik , eğlendik , bütün gün .  Barış yapan Amerikalılarla Japonlar değil , bizdik sanki ...

Savaş bitince Orhan Veli’nin şiireleride değişmiş, içtenlik kazanmıştı .

Kendi ile ilgili

HABABAM SINIFI'NIN DOĞUŞU , GALATASARAY , FENERBAHÇE muhabbeti ! 

İlhan Şelçuk'un henüz yazı yazmadığı dönemlerde  çıkardığı Dolmuş isimli dergide Rıfat Ilgaz , Stepne takma ismiyle, Anektod Şöyle 

" Bunca yıldır yatılı okullarda okumuşuz , sizde birilrsiniz, şakalaşmalar .."
" Çok güzel , hemen yaz ! Adı ne olsun ?"
" Sözgelimi  , Haytalar Sınıfı ? Hababam Sınıfı ? Daha , daha ..."
" Hababam Sınıfı güzel !"

Hemen o hafta başlıyor bizim Hababam Sınıfı 

Okadar çok ilgi görüyorki  yazılar , herkes Stepne  takma isimli yazarı arıyor , merak ediyor .
Hatta Dergiyi arayıp onunla konuşmak istiyorlar ve şöyle bir anektod geçiyor 

İlhan Selçuk, Rıfat Ilgaz'a 
" ... Çamlıca'dan bir bayan arıyor , kim yazıyor bu yazıları diye soruyor ? Hangi okulda okumuş? Mutlaka Galatasaray' lıdır ... Yahu var mı senin Galatasaray'lılığın ? "

Ve tarihi cevap geliveriyor Rıfat Ilgaz'dan 

" Ne Galatasaray'ı ! Ben olsam  olsam Anadolu'dan geldiğime göre Fenerbahçe'li olmam gerekir ..."



(*) Yukarıda ki alıntılar  Rıfat Ilgaz'ın Yokuş Yukarı adlı anıların yazıldığı kitaptan alıntılanmıştır .
Aylak Adam
Aralık Başları , yılın sonları 2013

19 Kasım 2013 Salı

Aziz Nesin’den Cimrilik Tutumluk ve ÜRETİM üzerine DERS


Aziz Nesin’den  Cimrilik  Tutumluk ve ÜRETİM üzerine DERS ! (*)

"...Şu insanlardan en tutumlu olanları hangileridir ?  Köylüler mi , sanayi işçileri mi , yöneticiler mi , bürokratlar mı  , teknoktratlar mı ? Hangileri ? Elbette en tutumlu olanları toprak emekçileri olan köylülerdir , tarımcı ve hayvancı olarak .  Niçin ? İlk akla gelebileceği gibi , salt yoksulluktan değil . Zengin de olsa yine tutumludur köylü . Niçin ? Çünkü üretimle doğrudan ilişkilidir , üretim ta içindedir, üretimle içli dışlıdır ; üretim onun canıdır , yaşamıdır, O' nun için yaşamak , üretmek demektir çünkü . Yaşamla üretmek özdeşleşmiştir. Ürettiği her üründe kendi canı da vardır .
...
Köylüden sonra emeğine saygılı olan , sanayi işçisi değil , el tezgahı işçisidir. Çünkü el tezgah işçisi de , köylü kadar değilse de , yine de ürettiği ürüne yakındır , yine içli dışlıdır ürünüyle . Ürünün ürünleşmesi süreci kendi emeğiyle gözünün önünden geçer.
Sanayi işçisine gelince durum değişir. Ne denli büyük sanayinin içindeyse o denli ürettiği ürüne yabancılaştığından , o ürünü kendinden saymaz köylü kadar , ya da el tezgah işçisi kadar ... Bu yüzden sanayi işçisi , köylü ya da el tezgahı işcisi kadar tutumlu değildir.
İnsan üretimden uzaklaştıkça ve ürettiklerine yabancılaştıkça , tutumluluktan da uzaklaşır. Ürün üretenler değil de hizmet üretenler, sanayi işçilerinde daha da az tutumludurlar . Memurlar büsbütün uzaktır üretimden  ve bu yüzden daha az tutumludurlar . Bürokratlar , teknokratlar , en sonda yöneticiler gelir tutumlulukta .
Kısacası köylünün tutumluluğu ile cimriliğin hiçbir alakası yoktur .

( Ya cömertler kimlerdir ? - Bu satırların yazarının ara başlığı olarak - )
Dünyanın en cömert insanları kimlerdir , bilir misiniz ? Söyleyeyim : Hırsızlar , yankesiciler , dolandırıcılar , kaçakçılar , pezevenler , cezaevi ağaları ... Bunlardan sonra da orospular gelir . Orospuları hadi bir anlayışa göre himzet sektörü sayalım ; öbürlerinin üretimle hiçbir ilişkileri olmadığından , aşırı savurgandırlar , hatta savurganlığı çömertlik gibi gösterip çıkarları gereği kullanırlar . 
Yazarlık kadar üretimin ta içinde olan başka hiçbir iş kolu yoktur .Hatta yaşamını salt yazarlıkla kazanan yazar, toprak emekçisi olan köylüden daha da üretime yakındır . "
İşte böyle yazmış mektubunda büyük usta . Bu yüzdendir ki bu yazıyı okurken köyde büyümüş bir köylü çocuğu olmaktan ,  son yirmi küsur yılını yazıda ki tabiri ile – istisnaların kaideyi bozmayacağına yazarda vurgu yapar orjinal metinde -  hizmet sektörünün bir üyesi tanımlarındaki gibi çalışan  biri olarak ve ironi ile ; aynı işte  aynı kurumda, aynı heyecan , motivasyon , enerji ve şevkle  bunca yılı nasıl geçirdiğimizi soran özelliklel genç  arkadaşlara  aslında şahane bir cevabı büyük üstat bundan yıllar önce o usta kalemi ve beyniyle yukarıdaki satır arlarında vermiş . İşin özü : Her ne yapıyorsanız yapın dostlar , karşılığı ÜRETMEK , ÜRETMEK ve yine  ÜRETMEK !  Yaptığımız işi bir bebek gibi büyüttüğümüz geliyor gözlerimin önüne yıllar ve yıllar . Niceler geldi geçti, ne teknolojik devrimler değişimlere geçirdik  her yeni değişim ve devinimde ; işimizin yapısına hep kendimizden bir şeyler kattık , asla sunulanı yeterli bulmadık , hep üstüne kendimizden de birşeyler koyduk  . Bu yüzden şimdi geriye dönüp baktığımızda yaptığımız işin aslında bizim emeklerimizle , ürettiklerimizle ortaya çıkan bir  şey olduğunu görüyoruz . Her aşamasına kendimizi bulduğumuz bizim hikayemiz, bizim hayatımız ve bize ait  olan bir süreç .

 Kısacası hepsi bu yani bizim emeğimiz olan bize ait olan ...

Ne mutlu bize !

Aylak Adam
Kasımın ortası
Gebze – İzmit Yakınlarında ...

(*) Demirtaş Ceyhun’un“ Çağımızın Nasrettin Hocası AZİZ NESİN “ ( Milliyet Yayınları ) isimli kitabının ön sözünde Aziz Nesin’in kendisine yazdığı bir mektuptan , özellikle her ne konuda olursa olsun, insanın yaptığı işe dair herhangi bir şey üretmesinin önemini vurgulayan harika bir yazı .

18 Kasım 2013 Pazartesi

Sonbahar : İstanbul'da Maraton Mevsimi


Hazan mevsiminin en güzel günleri İstanbul'da bu şehirde yaşamanın belki de en güzel ayrıcalıklarından birine de ev sahipliği yapıyor . Bilinen adıyla AVRASYA MARATONU , bu sene ki yeni adıyla şehirle bütünleşmesi ve dünya örneklerinde olduğu gibi  İSTANBUL MARATONU .
 
İlk Avrasya Maratonu halk koşusu katılımını bundan tam 11. yıl önce yapmıştım . Son üç yıldır  10 yaş daha yaşlanmama rağmen halk koşusundan 15. km  koşusuna terfi ettirmiştim kendimi .  Az buz değil tam onbeşbin metre , yaklaşık onbeşbin adım ... Ama sonucunda  inanılmaz bir haz, mutluluk , gurur , muthiş fiziksel yorgunluğa rağmen  kendini iyi hissetme duygusu .  Yaşadığınız deneyim de cabası .
 
Yetmiş iki milletten insan , şahane bir manzara , harika bir parkur , müthiş bir enerji .
 
Ayrıca çalıştığım kurumun sponsorluğunda  Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği'ne yardım amaçlı ve bu sayede topladığım maddi destek katkılarının tüm manevi sorumluluğuda  benimle beraber koşuyor .  Ancak bu manevi sorumluluk yük olmak yerine bana güç veriyor .  Üç yıl önce 1.33.00 civarları derecem, geçen yıl 1.27.00 civarlarına gelirken bu yıl  . Sultanahmet'den Eminönü'ne çekilen ve son kilometreleri nedeniyle nispeten daha rahatlayan parkurda 1.24.41 'lik benim için çok iyi bir dereceyle sonuçlanıyor  ...  Yani üç yılda " 9 dakikalık" bir gelişme benim için 40'lı yaşların üzerindeyken gelen inanılmaz bir başarı doğrusu . Bunun tek bir sebebi var ki , nispeten de olsa düzenli olarak spor yapmaya gayret etmem ( koşu ) ve hepsinden önemlisi bunu  herhangi bir sebeple değil , spor sevgisi, koşma sevgisi ve tutkusu sebebiyle yapmış olmam .
 
Koşu için hazırladığım özel tişörtümde ayrıca  birçok başka değer verdiğim unsur içinde koşmuş olmak başka bir manevi hazzı da beraberinde getiriyor .  Şunu kesin olarak söylemeliyim ki , spor yapmak ama hangi spor olursa olsun ve hangi yaşta olursa olsun , tek amacı spor sevgisi ile yapıldığı müddetçe insana tahmin edildiğinde de fazla değer katan bir olguya dönüşüyor .
 
Gerçekten de  sonbahar mevsiminin en çok yakıştığı şehirlerden biri olan İstanbul'da  bir kıtadan diğerine koşarak geçerken , aynı zamanda dünya çapında bir spor etkinliğinde rakipleriniz kadar kendinizle de  yarışıyor olmak büyüleyici bir keyif .
 
Ben koşuyorum ve koşmaya da devam edeceğim . Hep  birşeylerin uğrana koşmak gibi , sonunda ne elde edeceğimi kestiremesem de yaparken ne kazandığımı çok iyi biliyorum ! 
 
Sloganımda daima sabit kalacak ama koşuda yanımda taşıyacaklarım arada değişebilecektir, bakalım gelecek yıl kimlerle koşacağım , merakla bekliyor olacağım .
 
Bu arada çılgınca bir fikirde aklımdan geçmiyor değil  " Acaba diyorum ileri ki birkaç yıl içinde Maraton yani 42 Km koşabilir miyim ? ÇOK ÇILGINCA ama niye olmasın ? , 4,5 saat  ile hedef koymaya başlayabilirim mesela :) )
 











Indian Runner  
( Run For / too many things )
Aylak Adam

2013 KasımAyının ortaları
İstanbul


15 Kasım 2013 Cuma

Bir karışık kaset ya da bir kitap : Ölümüne Sadakat - Nick Hornby


Bir kitaba uzandı elim , yazarı tanıdık ve samimiydi . Kapaktaki eski bir müzik kasetinin fotoğrafı , dağılmış bantları beni sardı ve kitapla kasetin içinde keyifli bir okuma yolculuğuna çıktım .

Siz de buyurun ,

Hangisi önce başladı, müzik mi , ıstırap mı ? Istırap çektiğim için mi müzik dinliyordum ? Yoksa müzik dinlediğim için mi ıstırap çekiyordum ? İlk aşk ayrılıklarından birinden sonra düşünürken … Ve fonda Neil Young’dan “ Only love can break your heart” , Smiths’den  “ Last night I dreamed that somebody loved me “ , “ Love Hurts” , “ She’s gone “ …  ( Kitaptan alıntı )

İnsan potansiyeli . Tüm bileşenlere sahipsin . Canın sterse sevilesi biri olabiliyorsun. Canın isterse insanları güldürebiliyorsun ,nazik birisin,birinden hoşlandığına karar verdiğinde , o insan kendini dünyanın merkezindeymiş gibi hissediyor ve bu çok seksi bir duygu . Sorun şu ki , genellikle canın bunların hiçbirini istemiyor … Senin tek yaptığın , hiçbir şey yapmamak ! ( Kitaptan alıntı : Sevgilisi kahramanımızı analiz ederken …)

Şahane bir vurgu daha : İnsanlar silahla oynayan , şiddet dolu filmler izleyen gençler için kaygılanıyorlar , geleceklerini şiddet ele geçirecek diye ama kimse kırık kalplerden , aşk acısı ve hüznü yaşayan çocuklar için ve onların duygularını anlatan binlerce kelime ve şarkı dinleyen bu çocuklar için kaygılanmıyor . Romantizm söz konusu olduğunda tanıdığım en mutsuz insanlar müzikten ( pop\rock) en çok hoşlananlardır .  (Kitaptan alıntı )

Kahramanımız orta düzey bir Londralı  , örneğin kitap tercihlerine bir göz atacak olursak fazlaca  kasmadığını görebiliyoruz  , orta düzey ve matrak konuları seçiyor, pek iddialı bir okur olduğu söylenemez . İşte birkaç örnek  -hepimizde çokça görüleceği üzeri - : Raymond Chandler – Büyük Uyku ( Arka sokaklarda geçen bir polisiye ) ,Thomas Harris – Kızıl Ejder , Douglas Adams – Otostopçunun Galaksi Rehhberi desek yeter sanırım. Benim listemde  Jack kerouac'dan Yolda , Zen Kaçıkları , İngvar Ambjörnsen'den Beyaz Zenciler ilk üçe girer herhalde ... 

Ya filmler : En sevdiği 5 Amerikan Filmi  ( Bu arada kitapta  her şeyin ilk beşini yapmak bir takıntı, tüm kitapta harika ve matrak  5’ler bulacaksınız  )  : Baba , Baba2 , Taksi Şöförü , Sıkı Dostlar , Resarvuar Köpekleri ,  bilmem anlatabildim mi ?  ( Kitabın yazıldığı tarih olan 1990’lar başı itibarı ile ) . Benim kilerden bazıları ise şöyle , Katil Doğanlar , Arizona Dream , Kurtlarla Dans  ...

Hikaye şu ,

90’ların başı Londra’nın arka mahallerinden birinde bir plakçı dükkanı (Championship Vinly ). İşin özü  plak satma , kayıt kaset ya da karışık kaset yapıp çekme zamanları . Otuz beşinci  yaşını devirmek  üzeri olan , sevgilisince terk edilmiş  , terk edilmişliklerinin  muhasebesini yapan ,  kaybedenler kulübüne girmeye ramak kalmış, ama direnen ;  esprili , sevimli , rahat ve  batak  bir patron . Dükkanın sahibi görünmek dışında nasıl bir patron ise artık !  İki takıntılı müzik hastası çalışan  ( Rahatsız ve hafif arıza Barry ile  sessiz sakin ama utangaç Dick )  .  Dükkanda işler kesat ,müşteri olmayınca konu kendi aralarında  müzik ya da hayat tercihleri üzerine tartışma , didişme  , buradan çıkan şarkılar ile  gruplar üzerine harika ve çok tanıdık tartışmalar ve diyaloglar .  Her konuda yaptıkları meşhur ilk  beşleri bunların en güzel örnekleri  . Bu bana da  Led Zeppelin mi , Deep Purple mı yoksa Black Sabbath tartışmalarımızı hatırlatıyor ve  burada bir Smoke On The Water benim cevabım oluyor sanırım  ...

Terk edilmişliklerin hüznü  - Black Sabbath ve "She's gone" diyorum kesinlikle ki yazarın listesinde de yer alır, birde isteğe göre Nirvana 'dan bir  " Hey Girl , where did you sleep last night " durumu uyar sanırım - , aşk acılarının getirdiği yeni limanlara yelken açma mücadeleleri ; hem komik , hem de aynı duyguları yaşayanların tahmin edeceği tanıdık tiplemeler , simalar , kaygılar ve, tripler , tripler , tripler  … İçsel kaygıların , dışsal davranışlarla savaşı , içinden çıkılmaz durumlar , bunalımlar , kaybedilmişlik , hiçlik duyguları ama yok olmayan bir piçlik de cabası . Zeka dolu oyunlar , anekdotlar , okuyucuya gülümsetirken düşündürecek diyaloglar da unutulmasın , merak edin diye not düşmeliyim J  . Kendini Rüzgara bırakılmış hissi veren ve tanıdık hayat tarzları . Pearl Jam 'dan bir " Alive " iyi gider mi ?

Ha Londra , ha İstanbul !  Kitabı okurken  yazarın tarzı , samimiyeti , açık ve akıcı dili beni alıp yıllar öncesine,  İstanbul’un benzer zamanlarına, tozlu caddelerin zula köşelerindeki kayıt kaset tezgahlarına , Kadıköy'e , Bakırköy'e , Teşvikiye'ye , Beyazıt'da üniversitenin önünde ki saatlerce soğuk kar demeden başında nice şahane anlar geçirdiğimiz kaset tezgahının başına götürüyor . Fahri , Ogün, Tarık , Ayhan Abi , Fuat ve nice tanışıklığımızın sebebi olan diğer dostluklara .  Sonrası Taksim’de doğan yeraltı  rock kültürünün ilk yıllarına , o eski pavyonlardan , meyhanelerden ,ocak başlarından devşirme salaş barlara - Eksi Kemancı , Has-sick-The-RR, Gitane, Haydar , Gitar , Caravan'a  ve sonraları Baraka'da ki  o eski ve çılgın rock gecelerine  - saatlerimizi ,günlerimizi, haftalarımızı ,aylarımızı geçirdiğimiz,  plakların, cdlerin , kayıt kasetlerin içinde  , en iyilerimizi  (Best Of'lar , Greatest Hits'ler) yapma uğraşlarına . Her en iyiyi  dostlarımıza ,sevgililerimize  ya da sevgili bulma umutlarıyla birilerine hediye edişlerimize  ;  yeni bulduğumuz bir plağı (İlk bulduğum orjinal Janis Joplin plağnıı mesela )  , cd’yi ya da kaseti nadide bir tarihi eser gibi koruduğumuz ,kaçırdığımız, ilk kez dinlerken  plağa  iğnenin ilk temas ettiği o anda , ilk çıtırtıda  heyecandan titrediğimiz ve yeni bir grubu ya da türü keşfettiğimiz   o günlere götürüyor ( çok uzun bir cümle oldu farkındayım ama , hikaye hiç kısa değil ki ! O halde  Jane'den Together'ı ile soluklanın siz de ) .  Aynı mekanlarda takılan tiplerin birbirini tanıdığı , en azından birbirine aşina olduğu  o güzel ve özel günlere … Günler , geceler boyu  neredeyse içkiyle yıkanıp, yerlere yıkılırcasına  barlarda sabahladığımız zamanlara . Ayılmak için bile kahve yerine Bob Dylan'dan One More Cup Cafe dinlediğimiz sabahlara ... Geleceği pek de umursamadan, anı yaşayıp , rüzgarda savrulmanın dayanılmaz hafifliğini hissettiğimi o günlere ,  müziğin, içkinin ve karşı cinsin ana  etken olduğu o harika ( Burası kişiden kişiye değişir  tabii orasının güzelliği size kalmış . ) günlere götürdü .  Nick Hornby’nin 90’ların başında kitaba aktardığı Londra’da yaşadıklarını biz belki çok benzer ve de küçük nüanslarla  İstanbul’da yaşıyorduk .  Biz de müziği dinliyor , onu yaşıyor , sevgililerimizden ayrılıyor , yeni sevgiler buluyor , her birinin başında ya da sonunda  yine müzik dinliyor yine  kavga ediyor yine savaşıyor , her birinde yeni bir hikayeyi yeni bir şarkı ile taçlandırıyorduk . Örneğin White Snake'den " Don't break my heart again "  . Sonra yeniden başa dönüp yeniden başlıyorduk , hayat bir şekilde bizim içinde çokça benziyordu kitaptaki Rob ve arkadaşlarının hikayesine . Ve içimden bir " Soldier of fortune "dinlemek geçiyor nedense tam da burada ...

Bu yüzden bu kitap gerçekten   dinlenilen müziğin bilinçli ya da bilinç dışı, bir şekilde  hayatın her anında nasıl kendine yer bulduğunun  harika bir örneği . Her satır arasında bir şarkı , bir albüm , bir grup karşınıza çıkıveriyor . Okurken şarkılara ulaşabileceğiniz bir ortam yaratarak ilerlemenizi şiddetle tavsiye ederim . Bu satırları yazmak için kitabı yeniden gözden geçirirken, youtube’u kullandığımda   olay  daha başka bir boyut kazandı -bu yüzden yazıya kolaylık olsun diye linkleride ekledim üşenmeden -  . Zaten yazarı benim gözümde okuduğum şu ikinci kitabıyla kült yapanda bu olsa gerek . Sevdiği , tutkusu olan konuları samimi ve kolay okunabilir yazabilme yeteneği ( İlk okuduğum kitabı  da  bir başka çokça sevdiğimiz ve bildiğimiz bir konu yani futbolu ve Arsenal taraftarlığını hedefe koyduğu – meraklısının çok iyi bileceği -  Fever Pitch , bizde çıkan adıyla Futbol Ateşi ) ve tarzı oldu .

Uzun lafın kısası  şu ki dostlar - Tam da burada  Barış Manço aklımdan geçiveriyor ve " cacık" dinleyesim geliyor-  bu satırları okuyor ve belli bir ortak geçmişi paylaşıyor , belli de bir yaş seviyesinde iseniz  ( 35 ve üstü ya da civarları . Ama genç iseniz de bu orta yaş delikanlılarının geçmişine bir yolculuk şansı bulursunuz , kaybınız olmaz emin olun . ) ve hepsinden önemlisi , siz de hayatınızın en önemli kırılma anlarını anlatırken , yaşarken , ya da  anımsarken aklınıza bir şarkı -Mesela benim için Gary Moore'dan Still Got The Blues , Pink Floyd'dan Wish You Were Here , Steppenwolf'dan Born To Be Wild  -  bir albüm - GNR- Appitate for destruction -  bir grup  - Benim için The Doors -  geliyorsa  , siz de birilerine bir kaset çekip en iyilerinizi hediye etmiş iseniz , Nick’in bu kitabında kendinizden bir parça bulacaksınız  .   Yukarıda ki tarife uygun değilseniz bile o halde belki de   birileri bir zamanlar sizin için bir karışık kaset hazırlamış ve de  size hediye edilmiştir kim bilir ? Bunu yaparken ne düşündüklerini , ne yaşamış olabileceklerini merak etmez misiniz ? Uyarıyorum fazla romantizm ummayın , daha farklı bir gerçeklik sizi bekliyor olacak . Sürprizlere hazırlıklı da olmalısınız ! 

Bu sayfaların yazarlarının nasıl insanlar olduğunu biliyorsanız ne dediğimi çok iyi bildiğinizi çok iyi biliyorum demektir  ( J) ve bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum …

Tabi yazı böyle bitmiyor .  Yazarla işbirliği yapıyorum ve ( Gerçi onun bundan haberi yok ama bir gün tanışma ve görüşme fırsatı bulursak kendisine söyleyeceğim, onun adına size bir karışık kaset yaptığımı ,  merak etmeyin , sorun olmaz sanırım  J ) size bir karışık kaset hazırlıyorum  , buyurunuz ...


Ölümüne Sadakat  ( Ortaya Karışık Toplama 90'lık kaset * )

a-    YÜZÜ

5-       OtisRedding - You Left The Water Running

6-       MarvinGaye - Lets get it on

7-       Al Green - So tired of being alone

8-       LittleWalter - My Babe

B-       YÜZÜ

11-   BruceSpringsteen - Thunder Road

12-   Dusty Springfield - Look of love

19-   DonnyHathaway - The Ghetto



Bonus Track



     *  Kasedin kalan boşlıklarını siz doldurabilirsiniz  
   ** Yazı içindeki şarkı ve grup seçkileri bu satrıların yazarının seçkileridir.  
 *** Kaset seçkisi , kitaptan  derlenen seçkidir. 

Geronimo Yalnızkartal

2013 Kasım’ın ortası 

5 Kasım 2013 Salı

Gecenin Katarı'nın Şarkısı


Arada bir kendimce bir muzik  programı  yaparım durup dururken , gecenin derinliklerinde kaybolmuş saatlerde  başta kendim olmak üzeri tüm dostlarıma .  Bu kısa programın adı " Gecenin Katarı"dır . İçeriği de o anlık ruh halimden alır  .  Konsepti de adına uygun  bir katar ve onun çektiği vagonların taşıdığı yükler şeklindedir . Gecenin karanlığında yol alır ağır ağır , onun geldiğini yalnızca geceyi yırtan sesi ve karanlığa saldığı dumanından anlarsınız   .   Bizim “Gecenin Katarı”  tam  tamına on vagon çeker  . Bu her vagonda bir şarkı gece katarının yükünü  oluşturur ...

 
İşte öyle bir gecede yine katar haraket etmişti   bu defa yolunun sonunda istasyona yanaştığında bana aşağıdaki dizeleri hediye olarak bıraktı .

 
İşte  o dizelerle  katarın o gece ki yükü :


GECENİN KATARI' NIN ŞARKISI


Bazen mükemmel günler de kötü haberleri getirir


( Çalan Parça : Lou Reed -Perfect Day )   http://www.youtube.com/watch?v=QYEC4TZsy-Y

 
Tüm yelkenleri açarsın yola çıkmak üzeri ( sonsuzluğa )


( Çalan Parça : Dio - All The Fools Sailed Away )  http://www.youtube.com/watch?v=HdmwXsIjuPM

 
Ve birşeyleri ima ederek ...

 ( Çalan Parça : Queen - Innuendo )   http://www.youtube.com/watch?v=cpys1c3jCNs

 
O zaman sorarım sana "Fırtına senin aradığın şey olabilir mi? diye

 (Çalan Parça : The Doors - Riders On The Storm ) http://www.youtube.com/watch?v=k9o78-f2mIM

 
Dersin ki " Bütün gözetleme kulelerinden baksamda , önümü göremiyorum"

 ( Çalan Parça : Jimi Hendix - All Along The Watchtower ) http://www.youtube.com/watch?v=pJV81mdj1ic

“Ya kör olmuşsam ? “

 ( Çalan Parça : Deep Purple - When A Blind Man Cries ) http://www.youtube.com/watch?v=YAZyjARWKzM

 
“Bil ki henüz birşey görmedin “ derim sana

 (Çalan Parça : B.T.O - You Ain't Seen Nothing Yet )http://www.youtube.com/watch?v=lJmBPCYt5LY


“Duymadın , bilmiyorsun  ... “

(Çalan Parça : Pink Floyd : Comfortably Numb )http://www.youtube.com/watch?v=y7EpSirtf_E

 
Ama şunu bil ki “ Halen yaşıyorsun”

 ( Çalan Parça : Pearl Jam - Alive ) http://www.youtube.com/watch?v=qM0zINtulhM

 
Ve sonsuza kadar  hür yaşayacaksın !
Çünkü ...

 (Çalan Parça : Steppenwolf - Born To Be Wild )  http://www.youtube.com/watch?v=5UWRypqz5-o

 

YAZAN :  Geronimo Yalnızkartal
2013 Kasım ayının ilk günleri ....

1 Kasım 2013 Cuma

Şafak Pavey

Dün Türkiye Büyük Millet Meclisinde tarihi bir gün yaşandı . Dört AKP'li bayan milletvekili  türbanları ile meclis oturumuna katıldılar .
 
Siyasi yorumlara girmeden  ŞAFAK PAVEY'in bence tarihe mal olacak ve bu eylimi yapanları ve yaptıranları  değerlendirdiği aşağıdaki konuşmasını bende kişisel bloğumda , kişisel tarihime onun ifadeleri ile not düşmek istedim . Pavey burada  özellikle muhteşem üslübu ve ifadeleri ile ayrıca son derece yerinde ve çarpıcı analiz değerlendirme ve yorumlarla bir araya getirerek bunu yapanları tarihe not ediyor .  Süreci ve geleceği birlikte yaşayacak bu ülke , nerelere varacağını hep beraber göreceğiz . Ama bu metin o anlamda tarihi bir belgedir bana göre . 
 
Ayak Adam
Kasımın ilk günü ...2013
 
 
İşte tarihi konuşma metni  :
“Sn Başkan, Değerli Milletvekilleri, 
Size bu konuşmayı; her şeyin yasak olduğu genel kurulda yapıyorum.... Ortalama yaşın 50 olduğu bir mecliste su içmenin dahi yasak olduğu bir genel kurulda çalışıyoruz. Yaşlı haklarının, hasta haklarının bile düşünülmediği bir genel kuruldan söz ediyorum.
1. Turist olarak bile gitmediğiniz coğrafyalarda, Afganistan’da, Yemen’de, İran’da, yıllarca türban kullanmaya mecbur edilmiş biri olarak yapıyorum. Mecliste pantolon giymesi, bir erkek vekil tarafından engellenmiş, bir kadın vekil olarak yapıyorum. Olmayan bacağı, erkekler tarafından siyaset sohbetine dönüştürülen biri olarak yapıyorum. Ve artık AKP’nin başı açık vitrin vekillerinin; emanet oyları, gerçek sahibelerine geri verme zamanının gelip çattığını düşünüyorum. AKP’ yi iktidara taşımış asıl kadınlarının meclis koltuklarını almalarının hakları olduğuna inanıyorum.
Elbette ülkemde sekülerizmin geleceği ile ilgili muazzam endişelerim var. Ama kaygım türbanla, kırmızı ruj arasına sıkıştırılmış semboller değildir.
2. Demokrasi paketinde aynı ideolojiyi paylaşan erkek polis doğal karşılanırken; türbanlı kadın polise yasak gelmesine çok şaşırmıştım. Daha vahim bir cinsiyet ayrımcılığı olabilir mi? Ben polisin başındaki türbandan değil, bana vaat ettiği şiddet geleceğinden korkarım.
Mecliste, Cem evi açmak için Diyanetten fetva isteyen anlayıştan korkuyorum. Yani bir inancın ibadet hakkını diğer inancın iznine bağlayan anlayıştan korkuyorum. Hukukun karşısına dini koyan anlayıştan korkuyorum.
Kadın özgürlüklerinden asla korkmam. Söylemek isterim ki; Özgür bir hayat çok yavaş kurulur ama çok hızlı yıkılır.
Tam da bu nedenle, çiçekli başörtüsü ve daracık pantolonuyla, Çamlıca parkının kuytularında, sevgilisiyle öpüşen genç kıza, özgürlüğünü Mustafa Kemal’e borçlu olduğunu hatırlatmak istiyorum.
Türbanla özgürlük ilişkisi bıçak sırtı gibidir. Bir yandan inanç özgürlüğünü temsil eder, öte yandan inanç baskısını. Birçok kadın inanarak örtünürken, birçok kız kendilerini kontrol eden aile güçleri tarafından zorla kapatılırlar.
Clinton, 2007 de “Kadın değişirse, gelecekte değişir”demişti. Hatta Emine Erdoğan o kadar beğenmiş olmalı ki; geçenlerde konuşmasında kullandı. Sosyal özgürlük alanlarımız, geleceğimizden çalınarak, birer birer imha ediliyor. Beş yaşında örtülen, on beş yaşında evlendirilen kızlarımıza bakalım. Geleceğimiz gerçekten kadınlarımızın hali üstünden, berbat bir şekilde değişiyor. Biz kültür olarak hiç önemsemeyiz ama her özgürlük aynı zamanda büyük bir sorumluluktur...
Türbanlı kadın vekillerden beklentim büyük; Mesela, ülkemin neden, kadın hakları konusunda dünyanın yüz yirmincisi olduğunu anlatmalarını bekliyorum. Neden, 57 İslam ülkesindeki toplam kadın hakları ortalamasının, tek başına Birleşmiş Milletlerde bile yer alamayan Tayvan seviyesine erişemediğini açıklamalarını bekliyorum. Bundan böyle; mini etek giydiği için işten atılan, sol kulağı küpeli olduğu için dövülen,dekoltesi bakanın hoşuna gitmediği için linç edilen, oruç tutmadığı için öldürülen, Hıristiyan olduğunu gizlemek için isimlerini değiştirenlerin güvenlikleri, herkesten çok bu kadın vekillere emanettir. Artık, türbanı bir insan hakları ihlalinden, bir insan hakları kazanımına dönüştürmek, onların sorumluluğudur..İnanç özgürlüğünün en büyük güvencesi, geleceğimizi dini rehberlikle kontrol etmek değil, kusursuz bir sekülerizmdir. Ne demek istediğimi,

3. Seküler Norveç’te doğup, ülkemde vekil olanlar anlayacaktır. Umarım ortak geleceğimize inanıyorlarsa hukuk ve sekülerizmin neden elzem olduğunu taraftarlarına anlatırlar. Lütfen hatırlayın, Ortadoğu da bizim seküler toplumumuz tek taş pırlanta gibi ışıldıyordu..
Oldukça merak etiğim bir ayrıntı var. İnanç gösteri için kullanılabilir mi? Büyük bir ruh temizliğinden doğan muhteşem bir tevazu ile yaşanması emredilmiyor mu? Buraya gelmeden önce, türbanlı vekillerimizin konuşmalarını taradım. Başkalarının özgürlüklerine dair tek bir kelime kullandıklarına rastlayamadım. Kendi inanç özgürlüklerine gösterdikleri hassasiyeti, Ruhban Okulu, azınlık okulları, cem evleri, bir inanç biçimin mundar olarak ilan edilmesi gibi sorunlu inanç alanlarında göremedim.
Mesela bilimin özgürlüğünü kelepçeleyen YÖK hakkındaki fikirlerini de bilmiyorum.
Ama şu hakareti bütün haberlerde duydum: “Başımı açarak, bir daha kirlenmeyeceğim.” Bu durumda başı açık olanlar kirlenmişler midir? İnanç üstünden öbürünü kirli ilan edebilmek kimin haddi olabilir?
4. Görülüyor ki bir arada yaşama efsanemiz çökmüş. Kibirden küfelik olmuşsanız, size benzemeyenin çığlığını nasıl duyacaksınız? Bir taraf, bir arada yaşamanın yolunu ararken; öbürü sindirmek, dönüştürmek, özgürlüklerini birer birer yok etmek istiyorsa; Bizi yok ettiğinizde; gelecek olimpiyat tanıtımına kimi koyacaksınız? Biz Sivas’ta yakılan, Gezi de vurulan, evlerine işaret konulan, hayat tarzından ötürü cezalandırılanlarız. Ama her nasılsa kronik mağdur sizsiniz..
Azınlığın çoğunluğu ezmesi sürdürülemez. Ama çoğunluğun azınlığı ezmesi sürdürülebilirdir.
Gerçekten bu ülkeyi korkunç bir akıbete sürüklemekten kaçınmaya niyetliyseniz; adaletle öç almak arasındaki farkı en kısa zamanda öğrenmelisiniz.
Türkiye Cumhuriyetinin gelmiş geçmiş en otoriter hükümeti nasıl oldu da, birkaç dakikasını almayacak olan iç tüzük değişikliğini yapmadı. Acaba planladığı gösterinin kavgaya dönüşmesini hayal ederek kazanacağı politik kar mı cazip geldi? Bunu bilemiyorum ama bir kanun yapıcı olarak ben iç tüzük değişmeden asla pantolon giymeyeceğim.Bizden çatışma bekleyenler için altını çiziyorum: Biz çatışmıyoruz, var olmak için direniyoruz.
5. Tarihe dönüp bakarsanız hepimizi neyin beklediğini göreceksiniz. Kendi yarattığınız radikal canavarın sizi de teslimalmasını; sadece bizim var olma mücadelemiz önleyebilir.Bundan sonrasını arif olanlara bırakıyorum..
Saygılarımla”
Şafak Pavey
CHP Grup Başkan Vekili – İstanbul Milletvekili
31 Ekim 2013 Tarihli Meclis Konuşması Metni