9 Ekim 2013 Çarşamba

Dinle , Küçük Adam !




Dinle Küçük Adam (*)
Sen küçük ve sıradan bir insansın , küçük ve sıradan
Sen kendi kendini köleliğe sürükleyensin
Küçük adam olduğunu bilmiyor , bilmekten de korkuyorsun
Ne kadar az anlarsan , ona hayran olmaya o kadar hazırsın
Sen pislik içindeyken , etraftaki  gösterişlerle gururlanıyorsun
Sana aptal  olduğunu köle olduğunu ne isterlese yapacağını söylüyorlar
Seni sembolleriyle kurban ediyorlar
Kendinden kaçtığın kadar hiçbirşeyden kaçmıyorsun
Eşine çamur atıyorsun,
Çocuğuna ızdırap çektiriyorsun,
Arkadaşlarını alaya alıyorsun , sömürüyorsun,
Boyun eğensin
Verileni alan, istenildiğinde veren
Sevgiye asla karşılık vermemen
Düşene bir tekme atman
Gerçek yerine yalan söylemen
Daima saldıranın yanındasın Küçük Adam !
Kendini gizlice aşağılıyorsun
Kimseye saygı duymuyorsun
Senin için yapılan her büyük şeyi boğuyorsun,
Ama
Gazete ve Tv’de çıkan bir şeyi anlasanda anlamasan da inanıyorsun
Korkaksın
Atılımdan, yükseklerden ve derinlerden korkuyorsun
Sana kitap okumak mı kavga mı seçeneği sunulduğunda,
Kavgayı seçiyorsun
Sen kendine gülündüğünü bile fark etmiyorsun
Kendini sefil, küçük, pis, dağılmış
İktidarsız , sert , sevgisiz ve boş hissediyorsun
Saygının ne olduğunu bilmiyorsun
Sen kabız olmuş müshil alıyorsun
 
Sen “ Hüra! Yaşa ! Varol ! “ diye bağırırsın
Kağıt oynarsın , maç seyreder , istemediğin işte çalışırsın
Ve
Hiçbir zaman yardım edenin  yardımına koşmazsın
Sen seni aşağılayana saygı duyuyorsun
Şarlatan sapık dolandırıcı dediğine bir süre sonra dahi diyorsun
Sen tüketebilirsin yersin bitirirsin ama yaratamazsın !
Dinsel hoşgörüden yanasın ancak ,
Yalnızca kendi dinine hoşgörün var !
Sen büyük isyanların küçük evladısın
Sen kendi şehvetinden korkuyorsun
Karanlık gecede bir hırsız gibisin
Kendi mutluluğunu çalıyorsun
 
Sen ebedi bir sürgünsün
Bu dünyadan sessizce çekip gideceksin
Bağırıyorsun çünkü korkuyorsun
Bağırmak seni amacına yaklaştırmaz küçük adam
 
Fıçı gibisin , fıçı gibi yiyiyor , dolaşıyor ,
Fıçı gibi düşünüyor ve fıçı gibi eğitiyorsun
Sen her şeyini kumlar üzerine inşa ettin
Şimdi gelip yakınıyorsun
Düşünmekten korkarsın çünkü
Düşünmek bedensel hisle bir arada yürür
Sen kendi bedeninden korkuyorsun !
Sevgiyi çalıyorsun , para hırsın var
Egemen olmak için köpek besliyorsun
 
Fikirlerin özgürce söylenmesi ve eleştiriyi,
Çığırtkanlık ve kötü şakalarla karıştırıyorsun
Sen eleştirmek istiyor , eleştirilmek istemiyorsun
Saldırıya uğramadan saldırmak sana özgüdür
Senin hukukun  önderliğin dünyanın boynunda bir ilmiktir.
Yol arkadaşı olarak yalnızca meyhanede tehlikesizsin
 
Sen gerçekleri dinlemiyor
Gürültüyü dinliyor
Sonrada yaşasın , hürra diye bağırıyorsun
Bir gerçek işine gelmediğinde ona deli damgası vuruyorsun
 
Senin bugünkü önderlerin gömlek değiştirir gibi düşünce değiştirirler.
Kurnazlığın insana yaptığı tek şey
Onu zamanından önce mezara götürmektir.
 
Senin sosyallik ve dostluk maskenin ardında barbar bir kimlik var
Ruhunun derinliklerinde kötü niyetlisin
Güzeli geçip kötünün içine giriyorsun
Ben küçük ve zavallıyım
Ben kimim ki kendi fikrim olsun diyorsun
Sen kendine çizdiğin daire içine dolanıyorsun
Ve bir çıkış yolu bulamıyorsun
 ...

(*) Dinle Küçük Adam ( Wilhelm Reich ) Kitabından  Aylak Adam tarafından derlenmiştir...

8 Ekim 2013 Salı

Tahta Bavul ( Denemeler 2013 Vol-2)

Tahta Bavul

Yine yürüyordum bu koca şehirin kadim semtinin  eskiciler sokağında , amaçsız , sebepsiz . 
Sokak dükkanlarının içinde ya da el arabalarının üzeride sergilenen , dikkatimi çeken herhangi bir eski nesne , beni  girdap gibi kendine çekiyor ; olurda birine bakışım ya da dokunuşumda sanki aniden canlanıyorlar ve kendi zamanlarına çağırırcasına  başkalarınca görünmez mucizevi eski yollar açıyorlardı  önümde .  
Bu sokaklarda gezinmek , olur olmaz bir anda kendimi sanki  bir zaman makinasında herhangi bir geçmişe ışınlamak gibiydi .  
Çoğunluğu çıkmaz sokaktı  belki önümde açılan bu eski yolların  ve birçoğundan duvara çarpıp geri dönüyordum  .  Ama bazen öyle bir eskiye takılıyordu ki gözüm , öyle  uçuz bucaksız bir yol açılıyordu ki , o yola çıkmak için karşı konulmaz bir isteğe ihtiyaç duyar gibi oluyordum. O gizemli yol  beni kendine doğru sanki bir mıknatıs gibi çekiyordu   .  Hatta o kadar ki  şu anımı yani  şimdiki zamanımı da yanıma alıp o yola dalıp ,  geçmişe gidip bir daha geri dönememeyi dahi göze alırcasına ...
Belki de bu sokakta ki sebepsiz gezintilerimin ana sebebi buydu .  Ne için  ya da neyin peşinde ve hangi zamana ait bir yolculuk olacağını bilmemecesine dalıp gitmek eskiye , geçmişe  ...
Elbet bu yolculuğa çıkacaktım, yanıma alacağım tek şey beni bana hatırlatacak olan şimdiki zamanımdı , ama onu nasıl yanıma alacak ya da nereye ve nasıl sığdıracaktım ? Boyutunu ve hacmini kestiremiyordum , ne de olsa koskoca bir zamandı mevzu bahis olan .

Dalgın dalgın yürüyordum eskinin eskimiş eskici sokaklarında, eskilere bakarak .  Tam o esnada  birçok eskinin arasından gözüme ilişti o  .  Yavaşça yaklaştım , üzerinde çok uzun ve eski geçmişin ağır izleri açıkça belli  oluyordu . Darbelenmiş , itilip kakılmış,  atılmış ama tüm bunlara karşı kendini korumuştu , belli ki birini bekler gibiydi  . Usulca ellerimi üzerinde gezdirdim , hissediyordum şimdi onun aradığım şey olduğunu  ,tek kaygım  tüm yüküm olan koskoca şimdiki zamanımı sığdırıp sığdıramayacağımdı ?  Ama unutmamalıydım ki burası eskiciler ve eskiler sokağıydı yani mucizelerin sokağı  .  Merak ve heyecanla araladım kapağını , önce gözümü kör edercesine  alan ve sonra kaybolan bir ani ışık , sonrasında eskinin o nemli rutubet ve küflü birleşimiyle ortaya çıkan çekici kokusu , ama buna rağmen garip bir ferahlık ,  dipsiz bir derinlik   ;  karşımda sonsuz  bir hacim var gibiydi , herşeyin kolayca sığacağı .  Gülümsedim kimse görmese de . Parasını eskiciye hemen ödedim pazarlık dahi yapmadan  . Evet bu şey  benim tüm zamanımı yanımda taşıyacak kadar mucizevi büyüklükteydi , bırakın şimdiki zamanımı  tüm geçmişimi de sığdırdım içine ve kapadım kapağını usulca . Elime aldım , o ağır yüküne rağmen kuş gibi hafif ve taşıması kolay geldi bana  , yola çıktım yavaşça  ve  geriye bakmadan daldım eskiciler sokağının bana açacağı  bilinmez yola ,  elimde ki  o eski tahta bavulla ...

Aylak Adam
Ekim'in  başları – 2013


Fotoğraf : A.A

7 Ekim 2013 Pazartesi

Ansızın Bir İnfilak ! ( Denemeler 2013 Vol-1)



Adam  sürekli gözlemlediği , sürekli tekrarladığı , doğruluğuna inandığı konularda birkez daha ve yeniden konuşuyordu .  Bu artık sayısını hatırlamadığı bilmem kaçıncı konuşmasıydı , sıkılıyordu aynı şeyleri tekralamaktan , ama görünmüyor olması , ya da görünmezden gelinmesi , duyarsız kalınması ya da öyle görünülmesi  artık dayanılmaz hale geliyordu , her şey üstüste birikiyor birikiyordu, son günler iyice dayanılmaz geçmeye başlamıştı  ...
 
Uzun konuşması sonrası geriye  döndü  , o esnada kapının kapandığını duydu , gidip kapıyı açtı ...  Önceden beri yanlış bulduğu şeyi yeniden  söyledi .  Bunca  konuşmanın  üstüne aldığı cevap ve bakış  günlerdir üzerinde biriken tüm düşünceler  beyninde bir fırtına kopardı , aklının yavaşça başından uçmak üzeri olduğunu hissediyordu  ...   Ama  hiçbirşey şu cümle kadar suratına bir  tokat gibi çarpmadı “ Bugüne kadar neredeydin !”  Adam kendine  olan tüm kontrolünü  bir anda  kaybettiğini farkedemedi bile . Yalnızca tek bir şey yankılanıyordu beyninde ve çınlıyordu kulaklarında şimdi  “ Bugüne kadar neredeydin bugüne kadar neredeydin bugüne kadar neredey ..."  
 
Bu güne kadar nerede miydi  ?
 
Ve ansızın bir infilak  ...
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
Aylak Adam
Ekimin başları  2013
 
 

19 Eylül 2013 Perşembe

Aylak adamdan proaktif aforizmalar

Katıldığım bir eğitimden alıntılar, aforizmalar

Eğitimin Adı : İş yaşamında başarı ve proaktif yaklaşım

" Proaktif evlenmezsen , reaktif boşanırsın "

Benzer ...

"Proaktif yaşamazsan , reaktif ölürsün "

"Planlı ve programlı bir şekilde kendini ölüme götüren tek yaratık İNSANDIR ! Hiçbir hayvanın bunu yaptığını göremezsiniz .  30 yıl sigara içen birinin  kanser olma ihtimali bilimsel verilerle %95 dir. "

" Proaktif düşünce ve yaklaşıma sahip olup , spontan ve doğaçlama yaşıyor ve yaşatılıyorsan , ülser olma  ,  ruhsal sorunlar yaşama vb.   ihtimalin çok yüksek "

Kıssadan hisse şudur ki : Hayatınız değerlidir , ona değer veriyorsanız  ,  yaşamınızı planlamanız lazım , tamam herşey planla olmaz ama donanımlı ve planlı olmaz iseniz de yalnızca  şansa ve kader kısmete sığınmaktan başka seçeneğiniz YOK !  Çıkın sokağa ve çoğunluğa bir bakın , cevap o kadar yakında !

Karar sizin !

Aylak Adam

Eylülün ikinci yarısı 2013

6 Eylül 2013 Cuma

Silahlara Veda (!)

Bir fotoğraf ve bir paylaşım gördüm ... Akılama neler geldi neler ?

Kimimizin  torun sahibiyiz , kimimiz yaşça farklı çocuklara sahip  , kimimiz ise hayalini kurmaktayız mutlu bir geleceğin bir yuvanın bir evladın ...

Buradan yola çıkarak her okuyana şunu sormak isterim , istisnalar kaideyi bozmaz elbet diyerek .
" Çocuğunuz var ve siz o çocuğunuzun nasıl bir dünyada yaşamasını istersiniz " bununla da kalmam kasıtlı olarak ona şunu da sorarım " Çocuğunuzu yetiştirirken nelere dikkat edersiniz  ya da ona geleceğe dönük ne öğütler verirsiniz?"

Ne kadar masum  hatta sıradan bir soru değil mi? Diyeceksiniz ki böyle bir saçma soruya ne gerek var bre Aylak Adam , elbette cevabımız bellidir .

Ya nedir o cevabınız diye sorar  elbet size saf saf , bilmez gibi bu Aylak Adam .

Dersiniz ki ona ;

" Hayde bre git işine , tabii ki çocuğumuza iyi dürüst , düzgün bir insan olmasını öğütleriz, hatta bunun için gayret gösteririz mücadele ederiz , ona karşındakine saygıyı öğretiriz . Amma birde şunu öğretiriz; kavga etme , dövüşme , hele hele silahlardan uzak dur, silah iyi birşey değildir "

Size birşey diyeyim mi bre ademcikler zaten o yavrucaklar hasbelkader başladıkları bu hayatlarında temel olarak ve masumane bu silahlardan , savaşlardan , ucu bucağı belirsiz geçmişe dayanan sözüm ona düşmanlıklardan ;  ırk , dil , din ayrımlarından bi haber çocuk dünyalarında ve doğalarında bir birlerine karşı son derece barışçı samimi ve içtenler , yani uzun lafın kısası doğalarında aslında  sonradan icat edilmiş içgüdüsel refleksleri dışında  bir şeye ihtiyaçları yok . Koyun onları bir yere , renklerinin farklılıklarına hayran rengarenk resimler yapacakları  , dillerinin çeşitliliklerinin şarkılara dönüşeceği bir  dünya yaratırlar bir anda kendilerine , şaşıp kalırsınız kıskanarak , sanki bir zamanlar siz de çocuk değilmişsiniz gibi ...

Amma siz yinede ebeveyn olmanın haklı üstünlüğü ve bilmişliğinde onlara  - bilinçaltınıza işlemiş suçluluk düşüncesiyle ki yaşadığınız dünyayı iyi bildiğinizden -  yalan olduğunu bile bile - öğüt vermeye , yol göstermeye devam edersiniz .

" Aman evladım , kavgadan uzak dur, silahlara kötüdür " der der durursunuz .

Bilinç altlarınıza yerleşmiş o berbat duygularla ... Elbette bilrisiniz , biliriz ne bok yediğimizi !

Nihayetinde kaçamazsınız gerçeğin gücünden ve o adamlar büyür egen  olur ve hayatla kendi özgür davranışlarıyla temas edince bir de bakarlar ki ;

" Hah ! neymiş o öğütler , hepsi yalan dolan , sahtekarca , hani bana bahsedilen dünya nerede , bu gördüğüm şey de ne ! "  diye ...

Alın size hayatınızda yediğiniz en büyük gol !

Bir anda karizma ve güvenlirlik sıfır !

Bu defa da başlarsınız son çırpınışlara ;

"Evlat sigara da içme kötüdür , uuuoow hele ki uyuşturucu  ! "

Ya sonrası ?

Uzun lafın kısası ,  ahkam kesmeden önce  aslında çocukların o masum dünyalarını kendi ellerimizle pislettiğimizi , hepimizin birzamanlar masum çocuklarken , bugün nasıl bir dünyanın parçası ve o dünyanın oluşumuna en azından göz yumarak destek olduğumuzu  unutmadan kendimizle yüzleşmemiz lazım !

Hepsi bu !

Tüm kabahat , bugün yanlış bulduğu her şeye göz yuman BİZDE ! ve birzmanlar bugünü yaratan herbirimizin bir çocuk olduğunu unutmamızda !

Haydi şimdi süpürelim bütün pislikleri bakalım yapıştıkları yerden çıkıyolar mı ?  Dozerlerle ezelim tüm oyuncak silahları ...

Mümkün mü ?

YALANIM YALANSIN YALANSINIZ !

Tek bilmemiz gereken gerçek bu !

Aylak Adam  kendi kendine günah çıkarır ama kime ne fayda ! Bilir ki o da en büyük yalanların bir parçasında öte birşey değildir !

Huzur içinde uyuyun breee !

Bir sonbahar gecesi gece yarısı tıpkı benim gibi ...

Zzzzzz ....














Yapma ya !!!

Bir haberden alıntı : Balıkesir'in Susurluk ilçesinde "Silahtan Oyuncak Olmaz" kampanyasında toplanan oyuncak silahlar kent meydanında düzenlenen törenle imha edildi.


22 Ağustos 2013 Perşembe

Roger Waters - The Wall İstanbul Konseri


Barış Manço’nun sorduğu gibi  “ ... Su üstüne yazı yazsan kalır mı ?”  bilmem ama belleklere kazınan anılar duvarlar yıkılsa da hep kalır ve kalacaktır ! Tıpkı  Roger Waters’ın The Wall İstanbul Konseri gibi.
Roger Waters'ın  40 yıl öncesinde yazdığı şarkıları , şarkı olmanın ötesinde  bir tavrı,  duruşu  40 yıl sonrada aynı tazelikte ,aynı gerçekçilikte ve aynı güncelliğinde halen büyük bir lezzetle sunuyor tüm insanlığa ...
Bundan 5 yıl evvel  Boğazın Kıyısında  ( Kuruçeşme )  Ayın Karanlık Yüzünü ( Darkside Of The Moon ) göstermişti bizlere , büyük bir hayranlıkla ayın görünmeyen yüzünden dünyaya bakmıştık hepbirlikte  ve wish you were here bile demiştik 
Bu kez de zihinlerde , düşüncelerde , davranışlarda , eylemlerde , tavırlarda  birtürlü yıkılamayan duvarları birkez daha yıkmak üzere  dikilmişti küçücük boyuna bakmadan devasa koruyucularına rağmen uçsuz bucaksız duvarın karşısına ... Hem de yanında ki üç beş çocukla !
Önce oyuncak uçak denedi ama beceremedi yıkmayı , her saldırda duvar yeniden ve daha güçlü örülüyordu her nedense .  Sonra birden duvarda hayatlarını hep duvara, duvarlara karşı savaşırken ya da işerken diyelim anlayacağımız dilde olsun , kaybedenlerin resimleri süslemeye başladı .  Bu acı verici olağanüstü görsellik , zaten duvarları yıkmaya meğilli kitlenin ruhundaki duvarları temellerinden  çatırdatmaya yetti . 
Waters  bir anda Gezi Parkı uğruna  hayatlarını feda eden beş genç adamın resmini duvara yansıttığında ve devlet terörünü lanetlediğinde  kitlenin ruhundaki duvarları yıkılayazmıştı  bile . Duvarın ardını görünür kılmış sis perdesini dağılmıştı .  
“Hey Teacher  leave those kids alone ! All in all you're just another brick in the wall. “  
Hey sen , bu çocukların ruhunu rahat bırak , nihayetinde sen de yalnızca duvarda ki bir tuğlasın ...  Küçük bir dokunşla yıkılacak kadar küçük !
Sonrasında albümdeki şarkılar Water’ın ve Pink Floyd’un neden zaman akıp gitsede  her zaman dünyanın en önemli figürlerinden biri olarak kalacağının kanıtılarcasına  aktı geceye  notalarda  ve monitöre dönüşüp yıkılıncasına kadar unutulmaz görsellerle duvarın üstüne ...



Bittiğinde sona eren yalnızca bir konser değildi , başka birşey başlıyordu ...

Aylak Adam 
Ağustos 2013

Aylakça Tavsiye : Futbol Nasıl İzlen(meli)ir


Hastalık tedavileri için reçeteler

Reçete 1- " Hastasına futbolu izleme reçetesi "

Olayınız şudur : Bir takımınız zaten vardır dolayısı ile onun ya da rakiplerinin maçları olur , maç seyretmek için eşinize, çocuğunuza ya da ailenizin diğer fertlerine saygınızdan – düşünceli örnek bir ebeveyn ya da aile ferdi olarak - evinize tv sistemlerden hiçbirini almazsınız ( digi, cici , sımart , mımart vb. ) , ama bir taraftanda sıkı bir futbol izleyicisi ve taraftarı duruşunuz olur onu korursunuz , çaktırmadan ve tüm ciddiyetinizle J . Ve yılın büyük çoğunluğunda neredeyse her hafta en az bir gün bir ya da bir akşam bunu bahane eder , her maç zamanı evden çıkar gidersiniz ; ya stada ya da benim yaptığım gibi bir meyhaneye , aslanlar gibi içersiniz sütünüzü , bahaneyle dostlarla buluşur meclisi kurar, iki beşlik bozar , muhabettin belini kırarsınız , hatta muhabbetten maç seyremediğiniz bile olur kimi zaman . Kısacası şahane kafayı dağıtırsınız , rahatlarsınız , tarzınıza göre deşarj olma yönetemlerinin en kralını yaşarsınız ... Sonuç mu , sonuç ne olursa olsun siz kazanmışsınızdır , ailenize huzur verirken , dostlarınızı görmüş ve keyifli bir zaman geçirmişsinizdir.

Muhabbetini de ancak geyiğe vurarak hayatınızın önem sıralarında bir elin son parmağının sırasına kadar çektiniz mi , OHHH İŞTE HUZUR dersiniz ...

İşte ben artık futbolu bunun için seviyor ve bu yöntemle izliyorum ...

Bahanem de “ Fenerbahçe’nin maçı var “

Hergeçen gün bazı değerlerini kaybettikçe genel anlamda FUTBOL VE FENERBAHÇE benim için yukarıdaki tanımda kalacaktır . Galiba ruha en iyi geleninin de bu tarz olduğundan şüphem yok ...

O halde hep beraber " Yaşaaa FENERBAHÇE , Viva REAL ! , Kahrol BARÇA , Defol Wenger ! Tanrımız MARADONA , mabedimiz LA Bombonera ve tabi Ooo Oooo Ooo Alex De Souzaaa , birde unutmadan geçemeyeceğim Guizaaaaaaa Guizaaaaa “

Simon Kuper’le hepinize futbol dolu güzel günler dilerim sevgiyle ve sağlıcakla kalın futbol dostları

"FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİLDİR ... "

Haa bu arada unutmadan

“ AYKUT KOCAMAN , her neredeysen ve ne yapıyorsan ondan da İSTİFAAAAAA “